4 Ağustos 2008 Pazartesi

Blogkolik oldum acaba iyileşir miyim?



Sürekli bir şeyler yazmak istiyorum. Üretmek, faydalı olmak,yeni şeyler öğrenmek,okumak,okunmak,takdir edilmek. Yazarlık da küçükken seçmek istediğim mesleklerden biriydi zaten. Aslında yapacak bir sürü işim var. Zamanım da çok kısıtlı. Ders çalışmam lazım, eski konuları tekrar etmeliyim, okunması gereken kitaplar var, keman çalmaya çalışmalıyım, başvurular, sınavlar,evle ilgilenmek de lazım,çiçekleri de kurumadan önce sulamalıyım vesaire vesaire. Belki de bu yoğun koşuşturmaca beni strese sokuyordur ve yazı yazmak bundan bir kaçıştır. Üniversitedeyken de böyle olurdu. Ne zaman sınav olacak olsak ders çalışmak dışında , roman okumak,bilgisayar oyunu oynamak,televizyon seyretmek gibi yapabileceğim ne varsa onlarla ilgilenirdim. Sınava bir gün kala da sabaha kadar ders çalışırdım. Neyse ki kısa sürede etkin çalışmayı başarabiliyorum. Ama buna güvenmemek lazım. Kısa sürede çok fazla konuya çalışmak insanı gerçekten zorluyor ve yoruyor. İnsan ne kadar zeki olursa olsun çalışmadan başarılı olmak çok mümkün değil. Başarılı olmak için hem zeka, hem düzenli ve etkin çalışma,hem azim, biraz hırs, kendini disipline etme,bir de sabır gerekiyor. (nerden mi biliyorum başarılıyım da ordan :))Tabi eklemeyi unuttuğum maddeler olabilir. Düzgün ruh sağlığı gibi. İnsan morali bozukken ya da aklı bir çok başka şeyle doluyken konsantre olup çalışamaz sanırım. Ama Hatice değil netice önemli. Sonuç olarak ne yaşarsan yaşa sınavı başarıyla geçtin mi,hayattan beklediklerinin ne kadarına sahipsin, ne kadar mutlusun, yeni sınavlar için hazır mısın,ne kadar başarılısın bunlar önemli. Herkes sonuçla ilgilenir senin başarılı olmamanın sebepleriyle değil. Üstelik çok yoğun bir rekabet var. Sanırım rakiplerimiz başarısız olma sebeplerimizi bizi teselli etmek için değil bu sebepleri arttırmak için uğraşacaklardır. Hem güçlü ve dimdik ayakta olmalıyız, hem başarılı hem mutlu. Bunu başarmak elbet kolay değil. Çabalamak lazım. Sadece elinden geleni yap yeter. Bunları hem kendime hem size söylüyorum.
Bu aralar da bilgisayarın başında fazla zaman geçiriyorum. Belki sizde benim gibisinizdir. Blogkolik oldum sizce iyileşir miyim? Tabi yazılarımı beğenenler iyileşmemi istemiyor da olabilirler:)) Bu arada blogkolik diye google görsellerden resim ararken konuyla ilgili çok güzel bir yazıya rastladım. Bir blogkolik’in özellikleri 32 maddede sıralanmış. Bana uyuyor doğrusu. Belki size de uyuyordur. Bu hoş yazıya da buradan ulaşabilirsiniz. Belirtileri içeren diğer bir yazı da burada.

Kağıt Üreten Arılar



Bal arılarının çeşitli çiçeklerden topladıkları özler ile bal ürettiklerini biliyoruz. Bir de eşek arıları var. Hani şu hepimizin korktuğu arılar. Kimi zamanda hay dilini eşek arısı soksun deriz. Bunların dışında bir de yaban arıları var. Yaban arılarının en enteresan özelliklerinden biri yuvalarındaki petekleri yapmak için kağıt kullanmalarıdır.Bu kağıdı da kendi tükürükleriyle karıştırdıkları çiğnenmiş tahta parçalarından yapıyorlar. İnsanlar ağaçları bir takım kimyasal işlemlerden geçirdikten sonra kağıt elde ederken onlar doğal olarak bunu yapıyorlar. Ne kadar ilginç öyle değil mi? Detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Brokoli’nin Kansere Etkisi



79 yaşındaki Ray Wiseman’a kanser teşhisi konulmuştu ve onkolojistler kendisine kurtulma şansının olmadığını söylemişti. Wiseman her sabah eşinin onun için sıktığı brokoli suyunu içmeye başladı. En son yapılan taramada ise kanserin izine bile rastlanmadı. İngiliz kanser araştırma kurumu brokolinin kanser üzerindeki etkisini kabul ediyor. Brokolide bulunan phyto maddesinin kanseri engellediği düşünülüyor. Bir başka araştırma sonucuna göre ise bu madde DNA’yı onaracak güçte. Yine bir başka araştırmaya göre günde bir porsiyon brokoli yemenin prostat problemleri üzerinde olumlu etki yarattığı bildiriliyor. Brokoli gerçekten hem lezzetli hem sağlıklı bir sebze. Her gün bir çok sebepten kaynaklanan kanserojen etkiye maruz kalıyoruz. Artık daha fazla brokoli yemeğe özen göstereceğim.



Haşlayıp üzerinde zeytin yağı ve limon gezdirdiğinizde etin yanında harika bir garnitür oluyor. Tabi suda haşlayıp bütün vitaminleri su ile birlikte dökmenizi önermiyorum. Ya alt kısımda su kaynatılan ve böylece sebzelerin bu suyun buharıyla üst kısımda pişmesi sağlanan özel tencereler kullanılmalı ya da bir tencerenin içine su konmalı ve üstüne tencerenin ağzı büyüklüğünde bir rende ve bu rendenin üzerine brokoliler .Böylece tenceredeki suyun sıcak buharı rendenin deliklerinden geçerek brokolilerinizi haşlayabilecektir.Afiyet olsun.



Her gün aynı şeyi yiyemem diyorsanız işte size brokoli ile yapılabilecek çeşitli,yemek,salata,sos ve çorbaların bir listesi:

Brokoli Cacığı

Brokoli Garnitürlü Köfte

Brokolili Makarna Çorbası

Tavuklu Brokoli

Brokoli ve Mercimekli Somon Fileto (İtalya)

Brokoli Salatası (Diyet)

Turp Soslu Kızarmış Brokoli

Brokolili Spagetti (Diyet)

Brokolili Çanak Köfte

Brokolili Penne Makarnası (Diyet)

Brokolili Pilav

Kremalı ve Brokolili Patates

Biberli Brokoli Salatası

Kremalı Brokoli Ezmeli Çorba

Kremalı Brokoli Çorbası

Brokoli püresi

Sirkeli Brokoli

Brokoli Demeti

Brokoli Panesi

Zeytinyağlı Brokoli

Mayonezli Brokoli Salatası

Susamlı Brokoli Salatası

Brokolili Acı Sos

Fırında brokolili omlet

Fırında Brokolili Makarna

Nohutlu Brokoli

Fasulye Soslu Brokolili Biftek (Fransa)

Brokolili Et Sote

Domates Soslu Brokoli

Brokolili Hindi (Fransiz)

Brokoli Çorbası

Brokolili kuzu kavurma

Brokoli Salatası

3 Ağustos 2008 Pazar

Sade Yaşam



Kalabalık, gürültü ve stresten uzak sade bir hayat yaşamak mümkün mü?Böyle bir hayatı yaşamak için nelerden fedakarlık ederdiniz? Fazla harcamalarınızdan? Uzun süre televizyon izlemekten? Kredi kartlarınızdan? Stresli İş ortamınızdan? Otomobilinizden? Sürekli atıştırdığınız abur cuburlardan ya da fazladan yediğiniz yemeklerden?



Evet sade, stressiz daha huzurlu bir hayat için bunlardan vazgeçmeye hazır mısınız? Yoksa ben böyle daha huzurluyum, kendimi kötü hissettiğimde alışveriş yapmadan duramam, televizyon karşısında saatlerce dizi seyretmeden mutlu olamam, zamanlı zamansız abur cubur atıştırmadan yaşayamam mı diyorsunuz?



Buradaki yazıyı okuyarak 10 adımda hayatınızı sadeleştirerek nasıl daha huzurlu olabileceğinize dair bilgilere ulaşabilirsiniz.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Dünyanın En Seksi Plajı Kaş



Bir gezi sitesi olan concierge.com,belirledikleri kriterlere göre dünya’nın en seksi plajlarını seçti.Her iki yılda bir yapılan bu seçimin 2008 yılı sonucuna göre 17 plajın içinde kaş plajı birinci seçildi. Konu ile ilgili detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.Sıralama ise şu şekilde:

1-KAŞ,TÜRKİYE


2-MALİBU,KALİFORNİYA

3-PAROS, YUNANİSTAN


4-LORETO, MEKSİKA

5-PEMBA ADASI, TANZANYA


6-PROVİDENSİYA, KOLOMBİYA


7-LANZAROTE, KANARYA ADALARI


8-OAHU, HAWAII

9-ST. LUCIA, KARAYİPLER

10-PERTH, AVUSTRALYA

11-ST. PHILIP, BARBADOS

12-GOTLAND, İSVEÇ

13-NATAL, BREZİLYA

14-NYASA GÖLÜ, MOZAMBİK



15-FIRE ADASI, NEW YORK

16-PETER ADASI, BRITISH VIRGIN ISLANDS



17-KRABI, TAYLAND

Denizden Kum, Kumdan Sanat



Letonya’da gerçekleştirilen kum festivalinde heykeltıraşlar sanatlarını konuşturmuşlar. Yıkılmasını istemiyorsan kalelerini kumdan yapma derler ama bu muhteşem heykelleri görünce insan fikrini değiştiriyor. Sanatçıların yetenekleri gerçektende sınır tanımıyor. Şimdi sizleri bu harika kumdan heykellerle baş başa bırakıyorum. Diğerlerine de buradan bakabilirsiniz.







Gökkuşağı Kristali



Rainbowmaker gökkuşağının o muhteşem renklerini odanıza getirebilecek bir tasarım. Ve bu tasarım David Dear’a ait. Bu sevimli cihazın üst kısmında küçük bir güneş paneli bulunuyor. Güneş enerjisinden yararlanarak uç kısmında yer alan kristali döndürüyor. Ama sadece döndürmüyor. Aynı zamanda güneş ışığını kristalin içine gönderiyor ve böylece odanızın her yerinde gökkuşağının enfes renklerini görme şansınız oluyor.



Bu ürünün çift kristalli olanı da var. Yurtdışında tek kristalli olanı 31 dolara çift kristalli olanı ise 41 dolara satılıyor. Ülkemizde ise bu ürünü karınca mağazalarında bulmak mümkün. Yalnız gidip görünce şok geçirmeyin diye fiyatını şimdiden söyleyeyim 90ytl. Evet ne yazık ki 90 ytl yani mağazanın önünden geçerken çok beğendim bunu kesinlikle almalıyım diyebileceğiniz kadar özel ve güzel ama elinizi cüzdanınıza atıp bir anda alıyorum diyemeyeceğiniz kadar pahalı.



Hala düşünmekteyim. Ben de bir tanesine sahip olmak istiyorum. Aslında bu mekanizmada kullanılan kristal svarozki kristali,oldukça kaliteli ve piyasada 5 ytl’ye bulabilirsiniz. Ancak böyle bir kristali 5 ytl’ye aldığınızda bu cihazın oluşturduğuyla aynı görüntüyü elde edemeyebilirsiniz.Çünkü bu üründe güneş ışığı kristalin içine gönderiliyor.



Belki üretim maliyeti düşüktür ama bu kadar pahalı olmasının nedeni sanırım tasarımcının emeğinin karşılığını vermek ve bizim bu ürünü 31 dolara satın alabilmek için yurtdışında yaşamıyor olmamız.



Eklemek istediğim diğer bilgi, gökkuşağı kristalini camınıza bir vantuz yardımıyla yapıştırıyorsunuz. Böylece güneş enerjisini alarak odanızı gökkuşağının renklerine boyayabiliyor. Sanırım bu fiyat karşısında gökkuşağını görebilmek için yağmurun yağmasını beklememiz gerekecek. Ama şükretmeliyiz ki gözlerimiz gökkuşağını yeniden görebilecek kadar sağlıklı ve yağmurun yağışını izleyebilmek için hala hayattayız.